CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Kanal İstanbul Projesi’nin ÇED başvuru dosyasının askı sürecini meclis gündemine taşıdı.

CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Kanal İstanbul Projesi’nin ÇED başvuru dosyasının askı sürecine yönelik iddialara ilişkin soru önergesi hazırladı. Tanrıkulu önergesindeki soruların Başbakan Yıldırım tarafından yanıtlanmasını talep etti.

Önergesinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gönderilen Kanal İstanbul Projesi’nin ÇED başvuru dosyasının, 5 Aralık 2017 tarihinde askıya çıkarıldığı, ancak, 24 saat geçmeden askıdan indirildiği ve sonra projenin tekrar askıya çıkarıldığı haberleri basına yansıdığını hatırlatan CHP’li Tanrıkulu’nun soruları şu şekilde:

İlk dosyada proje bedeli 60 milyar lira olarak açıklanırken, son dosyada proje bedeli ile ilgili “Proje bedeli çalışmaları devam etmekte olup, ÇED Yönetmeliğinin 10. Maddesine uygun olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bildirilecektir” denilmesinin izahı nedir? ÇED Yönetmeliğinin 10. Maddesine uygun olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bildirilmiş midir? Bildirilmişse hangi tarihte bildirilmiştir ve proje bedeli kamuoyuna ne zaman açıklanacaktır? Mühendislik çalışmaları devam eden yaklaşık 45 km uzunluğundaki Küçükçekmece Gölü -Sazlıdere Barajı – Terkos doğusunu takip eden koridorun inşaat çalışmalarının 5 yıl içinde tamamlanması ve gerekli bakımların yapılması kaydıyla 100 yıl hizmet etmesi öngörülürken, inşaat çalışmaları 5 yıl içinde bitirilebilecek midir?

Bahse konu koridor üzerinde ve çevresinde genel olarak tarım arazileri, kısmen orman alanları ve yerleşimler ile su kütleleri bulunduğu ve bu su yüzeyleri içerisinde İstanbul’un 24-25 günlük su ihtiyacını sağlayan Sazlıdere Barajı’nın ön plana çıktığı göz önüne alındığında; bu projenin uygulanması halinde, koridor üzerinde yer alan bu baraj ile tarım arazileri, orman alanları ve yerleşimler ile su kütlelerinin akıbeti ne olacaktır? Kanal İstanbul ile ilgili olarak yapılan bilimsel itirazlar nelerdir ve bahse konu bilimsel itirazlar göz önünde bulundurulmuş mudur? Kanal İstanbul ile ilgili olarak yapılan bilimsel itirazlar göz önünde bulundurulmamış ise, yaşanacak herhangi bir sorunda sorumlu ya da sorumlular kimler olacaktır?